Bir gün, Ayşe üniversiteyi bitirdi ve iyi bir teklif alarak İstanbul'da prestijli bir mimari firmada işe başladı. Mert ise ailenin işini devralmak için İzmir'e geri dönmek zorundaydı. Mesafeler uzadıkça, ikili arasındaki bağlar daha da güçlendi. Her telefon görüşmeleri, sanki yan yana oturuyorlardı gibiydi.

Sonra, Ayşe'nin mimari firması, İzmir'de büyük bir proje için teklif verdi. Ayşe, Mert ile birlikte çalışarak, bu projeyi baştan başa yönetti. Artık İstanbul ile İzmir arasındaki mesafe, onlara daha yakın hissettiriyordu.

Ayşe ve Mert, aşklarının her geçen gün daha da güçlendiğini hissetti. Artık, hangi şehirde olurlarsa olsunlar, birbirlerine yakın olacaklarını biliyorlardı. Bir gün, Bergama'daki evin önünde, diz çöküp Ayşe'ye evlenme teklif etti. Ayşe, evet dedi.

Ayşe, İstanbul'da yaşayan bir mimar adayıydı. Üniversite yıllarında tanıştığı Mert, İzmir'de doğup büyümüştü. İki genç, bir sanat galerisinde düzenlenen bir sergi için tesadüfen karşılaşmıştı. O an, sanki tüm dünya durmuş gibiydi. Gözleri ilk kez karşılaşmıştı, ve ikisi de birbirini yıllarca tanıyormuş gibi hissetmişti.